Dingin Ol

Zamanım yok endişesiyle hareket edenler,  hiç bir şeye yetişemediğini düşünenler,  ellerindeki işe gereken ve yeterli zamanı ayıramazlar. Biraz ondan, biraz bundan derken ellerinde hiç bir şey kalmaz.

Enerjilerle çalışmak isteyenler için de durum aynen böyle. Haydi, Reikiye uyumlanalım, hooop oldu. Haydi meleklere, kuantuma, başka enejilere… O da oldu. Sırada ne var? Bütün bunlar var, ama ortada bir şey yok…

Zaman gerçekten dolduğunda, ne kadar çok şeye uyumlandığımız değil, elimizdekiyle ne yaptığımız önemli olacak. Sabırsızlık gösteren öğrencilerime her zaman “yavaş, hızlıdır” hatırlatması yapıyorum ama çoğu telaş içinde. Bütün bu enerji çalışmaları, tam da bu telaştan kendimizi kurtarmak, dinginliğe kavuşmak için yapılıyor ve “ol”madan olunmuyor. Eğitim almak yeterli sanıyorlar, sonrası çok kolay sanıyorlar ama üzgünüm öyle değil. Kendinize en yakın gelen herhangi bir enerji çalışmasıyla başlayın ve hakkını verin. Sonra zaman içinde yol sizi başka bir yere götürürse o zaman başka bir deneyim edinirsiniz. Bu, acele ederek ve telaş içinde yapılabilecek bir şey değildir. Boş yere kendinizi üzüyorsunuz.

Şebnem Akalın / Hatırlatıcı

10.04.2014

Zihni sakinleştirmek için 5 Öneri

Son zamanlarda pek çok kişinin sorusu: Zihnimi nasıl durduracağım?

Zihni durdurmak değil, sakinleştirmek gerekir. Zihin sakin değilse yaratıcı olamayız ve potansiyelimizi kullanamayız. Zihnin vıdıvıdıları kaliteli yaşamamıza engel olur.
Tavsiyelerim basit fakat kolay değil. Ancak denemeye değer. 
1-Zihin durmaz! Her zaman düşünceler akar. Düşüncelerin zihninizden gelip geçmesine izin verin. Bırakın, sadece gelsin ve gitsinler. Herhangi birine dalmayın, hepsini izleyin.
2-Nefes alın! Büyük ihtimalle o sırada nefes almıyorsunuz.
3-Kızdığınız, kırıldığınız herhangi biri varsa ya gidin ona söyleyin ya da çok güvendiğiniz birine sadece duygunuzu anlatın! Karşı tarafı haksız çıkartmaya çalışarak değil. Eğer bunu yapamayacaksanız anlatmayın.
4-Sudoku, Scrable (Kelimelik), Bulmaca çözmek, Sessiz film gibi oyunlar oynayın! Bunu yaparken eğlenin.
5-Egzersiz yapın! Yoga, Plates, Yürüyüş gibi.
Ve tabi ki “Reiki” zihni kolayca sakinleştirir. Reiki yapmayı bilenler Reiki yapın! Rahatladığınızı, zihninizin yavaşladığını, sakinleştiğinizi hatta uyuduğunuzu göreceksiniz.

Beyin, düşünmek için vardır!

Olumlu düşünceye evriltmek sizin elinizde…

Şebnem Akalın / Hatırlatıcı

18.08.2014

Ustaa, aç bi Çakra!

Çakra açma lafı nereden ve nasıl çıktı bilemiyorum. Eminim ilk söylendiğinde doğru anlamda kullanılmıştır, ancak malesef artık tamamen yanlış bir kavram olarak kullanılmakta. Sanki birisi çakranızı açacak ve ondan sonra her şey yolunda. Hayır! yok öyle bir şey!

Burada çakraları anlatmayacağım ama neden bu çakra açma kavramı kullanılıyor? biraz anlatıyor olacağım. 

Öncelikle, Çakraların kapalı olması mümkün değildir! Çakraların dengesi bozulmuş olabilir, ki; bunun sebebi de enerji girdabı gibi dönen Çakralar, sağlıklı bir çakrada olması gereken bir ahenk ile değil, ahengi bozulmuş bir şekilde dönmeye başlamıştır ya da omurga üzerinde hizalı olması gerekirken sağa sola kaymış olabilir, Çakralardaki enerji girdaplarında blokajlar vardır, aslında bastırılmış, bloke olmuş duygular vardır. Enerji blokajı (tıkanıklığı) var ve bunun için enerjiyi dengeliyoruz demek yerine çakra açmak diye anlatıldığı için tıkalı bir çakra var ve bu açılıyor gibi anlaşıldı sanırım. Tamamıyla tıkalı çakra ile yaşayamayız!

Çakralar, elbette enerji çalışmalarıyla dengelenir ya da blokajlar açılır ve açıldığında bütüncül bir sağlık elde edilmiş olur. Bunlardan biri de Usui Reiki’dir. Ayrıca yürümek, dans etmek, yoga, plates yapmak gibi fiziksel egzersizlerde çakralar üzerinde etkilidir. Bu dengeleme ve bolakajların enerji çalışmalarıyla açılması uygulamaları zaman içinde hap şeklinde uygulamalar gibi gösterilmeye başlandı ne yazık ki 😦

Çakraların dengeleri, olumsuz düşüncelerimiz yani duygusal alanda aldığımız yaralardan bozulmaktadır. Dolayısıyla çakraları sürekli dengede tutmak, sürekli uygulama gerektirir. Hiç bir yöntem tek başına ve tek bir seferde yeterli değildir. Hangi yöntemi seçtiyseniz bunu sürekli yapmalısınız.

Reikiye uyumlandığınızda çakralar dengelenir ama sonrasında uygulama yapmaya devam etmelisiniz. Kendimi başkasına bırakayım beni düzeltsin düşüncesi çok cazip, ama malesef kimsede sihirli değnek yok!

Dünya yolculuğumuz, öğrenme yolculuğumuz bunu gerektiriyor. Öğrenmeden iyileşme olmuyor. Herkesin kendi hayatının sorumluluğunu alıp öğrenmeyi seçmesi gerekiyor. Daha önce pek çok yazımda da yazdığım gibi tüm yöntemler sadece yardımcıdır.

Tüm kadim öğretilerin bir çakra açma seviyesine indirilmesine gerçekten üzülüyorum. Aç bi çakra her şey yoluna girsin…

Şebnem Akalın / Hatırlatıcı

25 Mart 2015

Reiki ve Şans

Posted on 23 Eylül 2009 by Şebnem Akalın

Bir şeyi sadece hayal ederek elde edebilir miyiz? bazen bu sorunun cevabı ile ilgili tereddüt yaşıyorum.  çünkü öyle şeyler var ki, hayal ediliyor ve hemen gerçekleşiyor. ama öyle şeyler var ki, eyleme geçmeden hiç bir şey olmuyor.  bazı durumlarda sınanıyor olabilir miyiz? gerçekten isteyip istemediğimiz konusunda? olabilir.  ya da biz, kendimizi sınıyoruz….

Reiki hayatıma girdikten sonra iste – gerçekleşsin… denklemi çok daha kolay ve akıcı olmaya başladı. temiz bir enerjiyle istemek önemli. isteğine endişelerini, korkularını katarsan gerçekleşme süresi kesinlikle uzuyor. gerekli adımları atarak yani eylemde bulunarak gerçekleşme sürecini keyifle izlemeye geçmek gerekiyor.  gerçekleşme, her zaman bizim istediğimiz zamanda olmayabiliyor. istediğimiz zaman en hayırlı zaman olmayabilir ya da aslında derin bilinç düzeyinde istemiyor olabiliriz.

Reikinin şansı artırdığı söylenir. bunun sebebinin reiki ile temizlenen enerji ve sürece kattığımız zihinsel engellerden kurtulmayı öğrenmek olduğunu düşünüyorum. eğer zihinsel engeller varsa eylemler bir sonuç vermiyor en önemlisi enerji olarak sürece olumsuz müdahale etmek süreci etkiliyor. isteğimize huzur kattığımızda şans bizimle oluyor aksi durumda şans ellerini kavuşturup yüzünde bir gülümseme ile kenara çekiliyor ve “hadi bakalım yap, ne yapacaksan” diyerek debelenmemizi izliyor.

Şansın bizimle olmasını istiyorsak ona izin verelim.

Şebnem Akalın

Reiki, Neyiki?

Posted on 15 Mart 2012 by Şebnem Akalın

Reiki eski zamanın enerjisi, artık bu çağa ayak uyduramıyor! Yeterli gelmiyor diyenler var. Bu cümleleri son zamanlarda pek çok arkadaşımdan ve danışanımdan duyuyorum.

Reiki; evrensel yaşam enerjisi, elle şifa verme yöntemi diyoruz. Bu söylem biraz iddialı gelse de enerji blokajları temizlendiğinde kişinin şifaya kavuşmasının yolunu açması sebebiyle rahatlıkla kullanabiliyoruz. 3 aşaması var ve hiç bir aşamanın birbirine bir üstünlüğü yok. 1. Aşamada sadece elle dokunarak ve fiziksel sorunlara enerji aktarımı yapılabiliyorken 2. Aşamadan sonra hem elle dokunarak hem uzaktan şifa göndererek, fiziksel sorunlar yanında duygusal sorunlara ve iyileşmesini istediğiniz sorunlu ilişkilere ya da gerçekleşmesini istediğiniz güzel konulara olumlu enerji aktarımı yapabiliyoruz. Anadolu’da yerleşik tabiri ile “el alma” yöntemi ile kişiler bu enerji akışını gerçekleştirmeye ehil olurlar.

Bu enerji aktarımı, “evrende var olan, çok güçlü evrensel enerji”nin aktarımıdır. Kişi kendisini bir boru ya da kablo varsayarak bu aktarımı yapar. Dolayısıyla kişinin herhangi bir katkısı yoktur.

Burada şu soru geliyor aklıma var olan evrensel yaşam enerjisi mi eskidi? J

Devam ediyorum, diyelim ki Reiki eskidi… Yeni enerjiler ile tamamen “Hikmet sahibi” olmuş ya da “Hidayet”e ermiş kişiler kimlerdir? Gerçekten böyle bir şey var ise kaçırmak istemem. Senelerdir Allahın her günü Reiki yapan ve pek çok konuda iyileşmeme yol açtığı için müteşekkir olan biri olarak merak ediyorum elbette. Ayrıca pek çok başka enerji çalışmasına katılmış, onlardan da çok faydalar sağlamış ve hepsinin başına Reiki’yi oturtan biri olarak…

Tüm bu enerji aktarımları, ve pek çok isim altında yapılan diğer enerji çalışmaları hepsi insanın bu dünyayı deneyimleme yolunda birer araçtır. Hepsi de gerçek manada değerlendirilirse, işe yarar. Bu çalışmalara sihirli değnek havası verilmesi, ya da bu beklenti ile yaklaşılması hiçbir şifa çalışma için doğru değildir.

Hiçbir çalışma insanın kendi özüne, iradesine ve aklına rağmen bir başarı sağlamaz. Kendinizi içine kattığınız her şifa çalışması ise başarılı olur. Siz kendinize yakın olan her ne ise bunu seçip güvenerek davrandığınızda tüm şifa yolları açılacaktır.

İlaç kullanırken ya da güzellik kremleri kullanırken düzenli kullanım çok önemlidir ve bunu herkes bilir ama enerji çalışmaları yaparken nedense bu külfet olarak algılanıyor ve bir iki deneyip bir kenara bırakılıyor. Bu durumda hangi süper, muhteşem, son sezon J şifa çalışmasını ya da uygulamasını denerseniz deneyin bir işe yaramayacaktır.

Reiki ile hayatınızda öyle açılımlar olur ki; “daha önce bunları hayal bile etmemiştim” dersiniz. Yumuşak ve pozitif bir enerjidir ve sizi özünüzle buluşturarak hayat amacınıza yönlenmenize yardımcı olur. Bence en büyük önemi bu açıdandır. Yeni oluşmuş fiziksel ya da duygusal sıkıntılarınız çok kısa bir sürede iyileşebilir. Kronikleşmiş olanlar ise zaman alabilir. Düzenli uygulamalarda uykusuzluk sorunu ortadan kalkar. Doktora gidip aldığınız tedavi ve ilacın yanında Reiki kullandığınızda çok hızlı iyileştiğinizi görürsünüz, gidemediğinizde de çok fayda sağlayacağınızı söyleyebilirim. İster tamamlayıcı olarak ister direkt olarak iyileşmek için kullanın, sonuç olarak her şekilde işinize yarayacaktır. Reiki’nin faydalarını burada anlatamam, hayatın her alanında iyileşmeye yardımcı olabileceği için, liste çok uzun…

Reiki’ye ve sizlere sevgiyle…

30.10.2012

Şebnem Akalın

Reiki Master-Eğitmen

Vaka Öyküsü-Gerçekte Neye kızıyoruz?

Orta yaşlı bir erkek, mutsuzum diye geldi. Yüzü asık ve gergin. Mutsuzluğu yüzünden okunuyor.

Sebep? dedim, evliliğim dedi. En çok hangi alanda mutsuzsun? dedim. Eşime çok kızıyorum dedi. Biz başladık seansa;
Eşime kızgınım, eşime kızgınım, eşime kızgınım…
Neden kızıyorsun? dedim. Yapması gerekenleri yapmıyor dedi.
Mesela? dedim. Kızımızla ilgilenmiyor dedi. Devam ettik; kızımla ilgilenmiyor, kızımla ilgilenmiyor…
Detayları anlatmayacağım tabiki ama kızgınlığının sebebinin borçları olduğunu söyledi.
Kendisi, doğup büyüdüğü ailede borç nedir bilmeden büyümüştü. Oysaki eşi borçlu olmanın normal olduğu ve çok inişli çıkışlı para durumlarının yaşandığı bir aileden gelmişti.
Eşinin para harcamayı bilmediğini düşünüyor ve saçına fön çektirmesine bile sinirleniyordu. Hani düğüne filan gidilmiyorsa kuaföre neden gidilsindi.
Oysa eşi üst düzey yönetici ve çok iyi para kazanıyor ve de işi için bakımlı olmaya özen gösteriyor. (bir kadın için bundan doğal ne olabilir  )
Borçlu olmanın dünyanın sonu olduğunu düşünüyordu. Çünkü evlenene kadar borç nedir bilmemişti ama evlendiği gün eşi kredi borçlarıyla gelmişti ve o gün bu gündür hep borçları vardı. Bir çeşit şok yaşamıştı. Bu nasıl olabilir? Kucağında bir ateş topu vardı sanki.
Uzunca bir süre çalıştık. Borçlu olmak normal ama plan yapmak lazım noktasına geldiğimizde oldukça rahatlamıştı.
Ama takıldığı bir nokta vardı, “ben tek başına bunu yapamam ki.”
Eşiyle birlikte yapmaları gerektiğini ama eşinin hiç rahatsız olmadığı için buna yanaşmadığını söyledi.
Dedim ki o zaman sen yap programı? Olmaz dedi tek başına mümkün değil.
Tek başına mümkün değil çalıştık bir süre. Sonra sordum, annen nasıl biriydi?
Dediki; annem çalışmıyordu babam çalışıp bütün kazancını anneme verirdi, sadece kendisi için biraz harçlık alırdı. Annem parayı yönetir, yatırımlar yapardı. Bu sayede bir sürü ev vs. alındı. Hepsi annem sayesinde oldu.
Detayları geçiyorum yine, sonunda şu noktaya geldik; eşinden annesi gibi davranmasını bekliyor, kendisi de babası gibi kafası rahat olsun istiyor ve para yönetme sorumluluğundan korkuyordu. (işte evren buna izin vermiyor  ) Eşi hiiiç öyle biri değil. Ama istersen ben tüm maaşımı sana vereyim ödemeleri sen yap diyor kocasına. Danışanım bunu kabul etmiyor çünkü bu ona çok büyük yük geliyor. Annesi gibi yapsa ya eşi…
Borçlarını düşündükçe deliriyor, kendisinin yapamayacağını dü?ünüyor mutlaka eşiyle beraber yapmalılar hatta eşi yapsın. Eşi yapmadıkça da her gün her saat her dakika sinir oluyor.
Tüm sorumluluğu eşine yüklüyor ve sonuç: MUTSUZ.
Seansın sonunda zihinsel dönüşüm gerçekleşti. Umut belirdi, kendisi yapabilir ve daha doğrusu kendisi yapmalı. Tüm ağırlık kalktı üzerinden, parayı yönetmek yük gelmiyordu, yapabilirim diyordu gülerek. Artık biliyor ki o değişirse herşey değişecek. Sorumluluk almaktan korkusu kalmadı.
Giderken olanlara inanamıyordu. Sonrasında ise kaç gündür borç ile ilgili hiç endişelenmediğini ve daha mutlu olabildiğini konuştuk telefonda.
1-2 seansımız daha var, anne ve babadan özgürleşmek ve sorumluluk almak üzerine geçireceğimiz 1-2 seans. Özgürleşmek dediğimi yanlış anlamayın ilişkileri daha sağlam hale gelecek.

Bilinçaltı nasıl kodlanmış görüyor musunuz?
Şebnem Akalın | Hatırlatıcı

Reiki ve Çözülmeler

Çözülmeler konusu, özellikle Reiki eğitimlerinde anlatılsa da aslında tüm enerji çalışmalarından sonra oluşan ve son derece doğal bir durum.

Bu anlatılıyor ama sanki bir kabusmuş gibi ve suçlu Reiki gibi. Sırf bu sebeple korkup Reikinin harika enerjisinden uzak kalıyor insanlar.

Doğal dememin sebebi, biz insan olarak normalde her gün tuvalete gidiyoruz, bazen ağlıyoruz, bazen hapşuruyoruz, terliyoruz vs. ya da işten ayrılıyoruz ya da arkadaş, eş, dost, sevgili vs ayrılıklar yaşıyoruz. Tuvalete gitmeden 1 gün geçirebileceğinizi düşünebiliyor musunuz?

Bunlar, olması gereken.

Bunlar, olmazsa olmaz.

Bunlar, toksik maddelerin vücuttan atılması için gereken mekanizmalar.

Bunlar, hayatımızı devam ettirebilmemiz için gereken mekanizmalar.

Bunlar, bize zarar veren ortamlardan, kişilerden uzak durmamızı sağlayan mekanizmalar.

Demekki, bunlar normal.

Peki çözülme dediğimiz nedir?

Normal olarak olması gerekenler şu ya da bu sebeple oluşmuş blokajların çözülmesiyle birlikte daha kolay oluyor. Bu sebeple bir süre biraz fazla görünebiliyor.

Ama Reiki ya da başka enerji çalışmaları bunları yapıyor diyemeyiz.

Bunlar olması gerektiği kadar olmuyordu, şimdi oluyor. Bunu söyleyebiliriz.

Eğer bırakamadığınız bir olumsuz duygunuz varsa yani direnç gösteriyorsanız yani blokaj oluşturan şeyin iyileşmesine direniyorsanız o zaman biraz daha fazla hissedebilirsiniz çözülmeleri.

İyileşmeye direnç çok gördüğümüz bir durum. Hani “elin iyisinden, benim kötüm iyidir” mantığı. Alıştığınız olumsuz duyguları, inançları, insanları vs. bırakmak istemezsiniz çünkü alıştınız.

Ya daha kötüsü olursa diye korkmak çok olağandır ama bırakın çözülsün, bırakın gitsin gidecek olan, bırakın değişsin hayatınız…

Not: Benim öğrencilerimden”olumsuz” çözülme yaşayan kişi sayısı “olumlu” çözülme yaşayanlardan azdır. Terfi eden, ilişkileri düzelen, fiziksel olarak daha iyi olan kişiler daha fazladır.

Şebnem Akalın

11.07.2017