Benim Alerji hikayem ve EFT

Ortaokul yıllarımdan itibaren çoğalarak ilerleyen alerji sorunum vardı. Üniversiteye geldiğimde iyice artmıştı ve özellikle bahar aylarını bir kabus şeklinde geçiriyordum. Üniversite bittikten sonra iş arama döneminde ise iyice şiddetlenmişti. Pikniğe gitmek hayal olmuştu. Hatta o dönemde dışarıya çıkmak bile istemiyordum. Bitmeyen hapşurmalar ve burnumda, genzimde, kulağımın içinde korkunç bir kaşınma. Fırça sokup genzimi kaşıma isteği…

Sonunda Ankarada alerji konusunda özel bir bölümü olan hastaneye gittim ve tedavi(!?) süreci başladı:

Önce test yapıldı. Aklıma bile gelmeyecek bir sürü şeye alerjim vardı ama en çok kızıl çam ağacına. Kızıl çam ağacı ne alaka anlayamamıştım ama iyi olacağım diye pek üstünde durmamıştım.

Böylece, alerjen maddelerden oluşturulan aşılar uygulanmaya başladı. Aşı, öncelikle haftada 1 kez uygulanacak, 1 yıl sonra yine 1 yıl süreyle ayda 1 kere uygulanacak sonrasında duruma göre devam dozu belirlenecek ve yaklaşık 4 sene sürecekti ( bu arada aşılar bittiğinde iyileşme olmayabileceğini kesin bir şey olmadığını da öğrenmiştim).

1 sene boyunca epeyce meşakkatli aşı süreci sonunda ayda 1 kez aşılanmaya başladığım sırada işe başladım ve eğitim için 3 ay İstanbul’da kalmam gereken bir süreç başladı. Yaklaşık 3 ay sonra kaldığım yerden devam edeceğimi zannederek tekrar hastaneye gittiğimde 3 ay ara verilirse herşeye baştan başlamak gerektiğini söylediklerinde hakikaten şok geçirdim. Herşeye baştan başlamak ve üstelik kesin bir iyileşme olma ihtimalinin çok düşük olduğunu bilmek düşüncesi beni büyük bir hayal kırıklığı ile birlikte aşı faslını bitirmeye yöneltti.

Aşılanmayı bıraktım ama sıkıntılarım devam ettiği için doktorumun yazdığı antihistaminik ilaçları almaya başladım. Bu şekilde, bahar aylarında yoğun ama diğer dönemlerde de ara ara bu ilaçları kullanarak yaklaşık 10 yıl devam etti. Tabi ki hayat kalitem oldukça düşmüştü ama alışmıştım…

Taa ki 2005 yılına kadar.

2005 yılında EFT eğitimi aldığım gün ilk aklıma gelen alerji konusunda çalışmak oldu ve başladım EFT uygulamaya. Çok detaya girmeyeceğim ama yaklaşık 15 dakika sonra hayatımda oldukça önemli olan bir anıyla beraber alerjimin ilk olur sebebi ortaya çıkıverdi:

Ankara’da çam ormanlarının arasında çocuklara yapılan bir yaz kampı vardı. (Bu kampı daha önce de mavi mine çiçeğinin hikayesinde anlatmıştım). Bu kampa komşumuzun kızı olan bir arkadaşımla beraber gitmiştim. Kampın sonlarına doğru aileler geliyordu ve o gün ailelerle birlikte piknik yapılıyor akşamında da onlar için hazırladığımız gösterileri sergiliyorduk. Arkadaşımın ailesi ve benim ailem beraber piknik yaptığımız sırada, biz çocuklar oyun oynuyorduk ki piknik alanında dolaşan bir at, yanımdan geçerken bana kafasıyla çarpıp beni yerden havalandırmış ve yere çarpmıştı, bu sırada başım da yere çarpmıştı. Yerde yatarken annemin ve babamın yanıma gelip beni kucaklamalarını başıma bakmalarını filan beklerken babam hiç yerinden kalkmadığı gibi diğerleriyle şarkılar söyleyip eğlenmeye devam etmekteydi. Annem ise yanıma gelip bakıp birşey yok diyerek geri gitti. Çok üzüldüğümü, ağladığımı ve daha çok da onlara gıcık olduğumu hatırlıyorum.

O an beni derinden etkileyen tüm olumsuz duygular?  EFT ile temizledim. Sonrasında 1 kere de evde kendim çalıştım ve alerjiye o zaman veda ettim. Bir daha hiç tekrar etmedi.

Her zaman, her fırsatta anlattığım, eğitimlerde üzerine basarak tekrar tekrar belirttiğim yine de pek anlaşılamayan bir konu bu. 13 yıllık tecrübem ile yine söylüyorum zihinsel sebebi olmayan bir hastalık yok.  Zihinsel sebebi bulursak iyileşmeyen hastalık da yok.

Şebnem Akalın

27 Kasım 2017

Vak’a öyküsü-Aldatılmayı istemiş olabilir misiniz?

Ayşe, üst düzey yönetici bir kadın. Geçen hafta beni aradı ve acil gelmek istediğini söyledi. Geldiğinde rengi bembeyazdı, gülümseyerek “hoşgeldin” dedim. O ise sadece boş boş baktı.

Ne olduğunu sordum. Uzun zamandır eşinin kendisini aldattığından şüphelendiğini ama emin olamadığını ancak bir gün önce kesin olduğunu anlayacağı bir kanıtla karşılaştığını söyledi ve katılarak ağlamaya başladı.

EFT vuruşu yapacak hali yoktu, dolayısıyla ben yardımcı oldum ve başladık. Hiç bir şey söyleyemiyor sadece ağlıyordu. Arada sırada, ben bittim, ben öldüm, ben naparım gibi cümleler dökülüyordu ağzından, ancak devamını söyleyemiyordu. Ben vuruşları yapıyordum o ise sürekli ağlıyor ve tepiniyordu. Çok şiddetli bir kriz geçiriyordu. Böyle bir durumda hastaneye gitse, hemen sakinleştirici ile uyuturlar ardından antidepresan tedavisi uygularlardı.

Yaklaşık 1 saat, belki daha uzun bir süre, ben ona eft vuruşu uyguladım o ise ağladı, tepindi, kendisini bir o tarafa bir öbür tarafa attı. Zorlu geçen bu süreden sonra sakinleşmeye başladı.

Sakinleştiğinde olayı tekrar sordum. Bu sefer daha düzgün anlatabiliyordu. Kocam beni aldatıyor, bu kesin. Bu durumda boşanmam lazım, ama boşanmak istemiyorum dedi. Tamam dedim hadi sen vur boşanmam lazım diye. 1 tur sonunda asıl sorun geldi. Boşanırsam ben ne yaparım, tek başıma ne yaparım.

Hiç tek başına yaşamamıştı ve ne yapacağını bilemiyordu. Tek başına kalma korkusunu çalıştık, aldatıldığı için kızgınlık, öfke ve kıskançlık duygularını çalıştık. Ama en büyük sorun yalnız kalma korkusuydu. Böyle bir durumda zannedilenin aksine aldatılmasını çok da önemsemiyordu.

Sonra sordum; sen hiç ayrılmayı istemiş miydin? ya da ayrılsam da kurtulsam demiş miydin?

EVET dedi birden hatırladı ve gülümsemeye başladı. Evet ben istedim aslında. Kocasıyla çok anlaşamadığını ve pek de beğenmediğini söyledi. Mağdur olmadığını anlaması onu çok rahatlattı. Karar vermesi için acele etmesine gerek olmadığını anladı.

“Artık iyi ve rahatım, özgürüm, istediğim zaman karar veririm” çalıştık.

Ardından epeyce konuştuk. O kadar rahatlamıştı ki, kendisi inanamıyordu. Kaygıdan ne hale gelmişti ve şimdi ne haldeydi 🙂 Rengi düzeldi, sakinleşti, olayı rahatlıkla yönetebileceğine karar verdi. Espiriler ve gülmelerle seansı bitirdik.

1 Mayıs 2016

Şebnem Akalın | Hatırlatıcı